Show simple item record

dc.contributor.authorTek, Zeynep
dc.date.accessioned2020-01-08T07:33:39Z
dc.date.available2020-01-08T07:33:39Z
dc.date.issued2019-12
dc.identifier.urihttp://acikerisim.ybu.edu.tr:8080/handle/123456789/1180
dc.description.abstractKadın olmanın dil ile ilişkisini metaforik düzeyde ele alan Çiğdem Sezer (1960-), şiirleri üzerinden, biriktirilen acıların nasıl bir "yara"ya dönüştüğünü işler. Onun şiirlerinde kadınlar "parçalanmış dil"in konuşucularıdır. Açık bir iletişimin yarattığı konfordan uzak, "soğuk" bir mevsimin insanlarıdırlar. Dil evreni de bulunulan mekânın yarattığı iklime uygun olarak "yağmur", "bulut", "buz", "soğuk", "kar", "üşümek", "karayel" gibi kışın hâllerini yaşar. Duygu değeri açısından yaklaşıldığında ise koyu, karanlık renklerin yarattığı karamsar bir dünya tasavvuru ile karşı karşıya kalınır. Sezer şiirlerindeki özne, şairin beni olarak düşünüldüğünde onun cinsel kimliği ile toplum arasındaki çatışmayı nasıl okuduğu da anlaşılabilir. Kadınlığı bir konuk gibi yaşamak zorunda bırakılan ve kendine yabancılaşmanın huzursuzluğu içinde olan Sezer, parçalı bir dünya kurar. Onun şiirlerinde aynalar, diller, bisikletler kırık; tavanlar çatlak; surlar, gemiler yıkık; gök parçalıdır. Özellikle susmak zorunda kalan kadının kendini ifade edememesinden duyduğu ızdırap, bir yük gibi okuyucusunun kalbine taşınır. Duygusal çatışmalar ve anılar, ataerkil yapının kadın üzerinde yarattığı baskılar, modern bir kadın olarak toplumsal alandaki hıza yetişememenin yol açtığı krizler ve günlük yaşam koşturmacasının zorluğu şiirlerinde yer alan başlıca izlekler arasındadır. Şu hâlde kendine ait bir varlık alanına duyulan ihtiyaç; dil, sokak, çocuk, düş, anne, baba, sevgili gibi unsurlar üzerinden yer bulur. Bu sığınma alanları, 'hayatın arka bahçesi'nde yer alan kadının kendi 'arka bahçesi'ni nelerden oluşturduğunu göstermesi açısından da anlamlıdır. Bu makalede, "Kelebekleri Öldürürüz Sokağı" başta olmak üzere Sezer şiirleri üzerinden kadın kırılganlığının ve sığınılan varlık alanlarının ses ile ilişkisi çözümlenmeye çalışılacaktır. Feminist psikolog Carol Gilligan'ın Kadının Farklı Sesi (2017) ve psikiyatr Eugenio Borgna'nın Şu Bizim Kırılganlığımız (2018) adlı çalışmalarından hareketle kadının söze sığınışının, parçalanmış dilinin, suskunluğunun arkasında yatan psikolojik ve sosyolojik etmenler üzerinde durulacaktır. / Çiğdem Sezer (1960-) addressing the relationship between being a woman and language at the metaphorical level focuses on how women’s sorrows turn into "wounds" in her poems. In her poetry, women are the speakers of a "broken language". For this reason, they are people of a "cold" season, away from the comfort zone of an open communication. In accordance with the climate created by the setting, her language universe dwells in the winter through the use of words like "rain", "cloud", "ice", "cold", "snow", "feel chilly", "mistral." In terms of emotions, a depressing world created with dark colours is encountered. If the subject is assumed to be the poet herself, how she interprets the conflict between sexual identity and society can be understood. Sezer, who has been forced to live her womanhood like a guest and who feels the uneasiness of self-alienation, builds up a fragmented world. In her poems, mirrors, languages, bicycles are broken; ceilings are cracked; city walls, ships are destroyed; the sky is in pieces. Especially, the pain of the woman who has to be silent for she cannot express herself, weighs upon the heart of the reader. Emotional conflicts and memories, the pressures of the patriarchal structure on women, crises created by the inability to cope with the speed of society as a modern woman and the hassle of the race of daily life are among the most important themes in her poetry. Therefore, the need for personal existence space is presented through some concepts such as language, street, child, dream, mother, father and beloved. These areas of refuge that show 'the back garden' of the woman in 'the back garden of life' are significant. This article will attempt to analyse the relationship of the voice with woman's fragility and ontological refuge areas in Sezer’s poems, particularly in her poem titled "Kelebekleri Öldürürüz Sokağı". More specifically, psychological and sociological factors which contribute to women taking refuge in words, their broken language, and silence will be examined with reference to Kadının Farklı Sesi (2017) by the feminist psychologist Carol Gilligan, and Şu Bizim Kırılganlığımız (2018) by psychiatrist Eugenio Borgna.tr_TR
dc.language.isotrtr_TR
dc.publisherHacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 36/2tr_TR
dc.title"Parçalanmış [Bir] Dil"in Anlam Alanları: Çiğdem Sezer Şiirlerinde Kadıntr_TR
dc.typeArticletr_TR


Files in this item

Thumbnail

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record